Photos

Photographer's Note

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Şems-i Tebrizi ile karşılaştığı zaman dört medresede ders veren, yüzlerce öğrencisi olan bir bilgindir; Şems ise, yıllarca kendisine hakikat yolunda olgun bir mürşit aramak için diyar diyar gezen, toplum kurallarına aldırış etmeden gönlündeki hedefe odaklanan, Konyalıların yabani bulduğu cinsten, sıra dışı bir insandır.

Saygın kişiliğiyle tanınan ve sevilen Mevlana’nın Şems’e gösterdiği sevgi, dostluğundan aldığı zevk, ders vermeyi ve sohbet etmeyi bırakıp tüm zamanını Şems’le geçirmesi, yalnızca onunla meşgul olması, hatta Şems’i Konya’ya bağlamak için evlatlık kızı Kimya Hatun’la evlendirmesi ve evinde onlara yer vermesi yadırganmış, öğrencilerini ve halkı rahatsız etmiş ve kıskançlıkla Şems aleyhinde dedikodular yayılmıştır.

Bu dostluktaki sırrı idrak edemeyenlerin düşmanca davranışları sonucunda Şems, Konya’dan ayrılır ve Şam’a gider. Ayrılığın derin ızdırabı içinde olan Mevlana’ya bir zaman sonra Şems’ten mektup gelir ve Mevlana sevinçle yeniden sema etmeye, şiirler yazmaya, dostlarına iltifata başlar. Onları çekemeyenler Mevlana’nın bu halini görünce pişman olurlar ve Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in Şam’a gidip Şems’i Konya’ya getirmesini isterler. Sultan Veled beraberinde Mevlana’nın mektubu ile Şam’a gider, Şems’i arar bulur, yeniden Konya’ya davet eder. Şems, Sultan Veled’le birlikte Konya’ya döner. Şems’in Konya’ya dönüşüyle huzur ve sevgi dolu günler başlar. Ancak bu durum fazla uzun sürmez, ham kişiler yeniden kin ve kıskançlığa kapılır; Şems’e düşman olurlar. Nihayetinde Şems ortadan kaybolur. Bu iki seçkin velinin dostluğunu anlayamayanlar Şems’i yok etmişlerdir. Bu gerçek Mevlana’ya söylenilmez, Şems’in gittiği haberi yayılır.

Kesin olan bir şey varsa, Şems’in dostluğu Mevlana üzerinde; ruhunda ve düşüncelerinde büyük bir değişikliğe yol açmış, adeta bir devrim yapmıştır. Yaklaşık üç yıl süren bu dönemde Mevlana, teorik bilgiyi aşıp, gönül kitabının derin anlamlarını okumayı öğrenmiştir. Bu dostluktan en çok etkilenenin Mevlana olduğu, dolayısıyla Şems’in Mevlana’nın mürşidi olduğu söylenir. Ancak aralarındaki bu bağda hangisinin mürit, hangisinin şeyh olduğu hakkında kesin karar vermek zordur. Zira Şems’in yolculuğu da kendisine mürşit aramak amacıyla başlamıştır. Şurası muhakkak ki, bu iki sıra dışı insanın dostluğu; mistik bir ilişki, gönülden gönüle bir irtibat, iki zıt kutbun birbirini çekmesi, iki olgun insanın ruhen kendi ayarında birini bulmasıyla perçinlenen bir bağ ve neticesinde öze bir yolculuk olmuştur. Mevlana, kuralcı yaklaşımlarını; mesleğinden, çevresinden kaynaklanan sınırları Şems ile aşmıştır. Şems’in coşkun, isyankâr mizacı da Mevlana ile sükûnet bulmuştur. Her ikisinin de ortak amacı; Allah aşkıyla yanmak, tutuşmaktır. Bu ateşi ilk yakan kıvılcımın Şems’ten çıktığı, ancak Mevlana’nın bir volkana dönüşen ateşinde onun da yanıp bittiği söylenir. Dâhice bir bilgi ve arayış içinde olan bu iki Allah dostunun, Allah’tan başka her şeyi hiçe sayan sevgi tecrübesinin yadırganması, kabul edilememesi olağandır. Çünkü böyle bir tecrübe sonunda Mevlana; “Hamdım, piştim, yandım.” şeklinde ifade ettiği olgunluğa ulaşırken böyle olağan dışı bir dostluğu ham kişilerin anlaması, sindirmesi mümkün değildir. Sonuçta kabul edilmesi gereken bir gerçek vardır: Mevlana olmasa Şems bilinmezdi, Şems olmasa Mevlana da Mevlana olmazdı.

Prof. Dr. Emine Yeniterzi'nin "Sevginin Evrensel Mühendisi Mevlana" adlı kitabından derlenmiştir.

yedirenk has marked this note useful

Photo Information
Viewed: 1630
Points: 12
Discussions
Additional Photos by MURAT BAGCI (gakgo) (52)
View More Pictures
explore TREKEARTH